This is default featured slide 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured slide 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

kültürsanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kültürsanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2012 Cuma

Tarihin ilk savaş muhabiri

Tarihin ilk savaş muhabiri

Sanat tarihinin öncü ressamı Goya, eserleriyle Pera Müzesi'ne konuk oluyor. Serginin küratörü Marisa Oropesa, "Goya savaşın acı yüzünü anlatan ilk isim, bu yüzden tarihin ilk savaş muhabiridir" diyor
İspanya'da 1749-1828 arasında yaşadı ünlü ressam Goya, adını sanat tarihine tanık olduğu acıları en çarpıcı biçimde gravür ve resimlerine yansıtarak yazdırdı. Pek çok ressama, sürrealist ve dışavurumcu akımlara öncü olan büyük ressam Goya, yaşamı boyunca engizisyon mahkemeleri ve 1807- 1813 arasında İspanya Savaşı'na tanıklıklarını resimlerinde anlattı. Yaşanan insanlık dramlarını konu eden gravürleriyle ressam şimdi Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'ne konuk oluyor. Bugün açılan ve 29 Temmuz'a dek sürecek 'Goya, Zamanının Tanığı, Gravürler ve Resimler' başlıklı sergiyle Goya, İspanya ve İtalya'nın önde gelen müze ve özel koleksiyonlarından derlenen Kapriçyolar, Savaşın Felaketleri, Boğa Güreşi, Atasözleri ya da Zırvalar gravür serileri ve aralarında döneminin kralı IV. Carlos ve kraliçe Maria Luisa'nın portrelerinin de yer aldığı çeşitli yağlıboya eserleriyle ilk kez İstanbul'da ağırlanacak. 

GRAVÜRLERİNİ SAKLAMIŞ 

Serginin küratörü Marisa Oropesa, Goya'yı savaşı adım adım anlatan ve ressamın ölümünden yaklaşık 40 yıl sonra ortaya çıkan Pera Müzesi'nde sergilenen Savaşın Felaketleri adlı gravür serisi sebebiyle tarihin ilk savaş muhabiri olarak tanımlıyor: "Goya, 1810-1817 arasında yaptığı, İspanya'da o dönem sürmekte olan savaşı anlattığı bu gravürleri yaşamının sonuna dek bir iki yakın dostu hariç herkesten saklamış. Sebebi engizisyon korkusu. Goya engizisyondan o kadar çekiniyor ki, bu gravürleri hazırlarken kimse onu yakalamasın diye geceleri, kafasına bir şapkanın üstüne takılmış iki mumla çalışıyor. 1873'te La Real Akademisi bulup, günyüzüne çıkarana dek kimse görmüyor. Ve bu 80 adet gravüre baktığımızda savaşı nasıl adım adım işlediğini adeta bir fotografik bir şekilde bir muahbir gibi anlattığını görebilirsiniz. Goya'ya kesinlikle ilk savaş muhabiri demek mümkün. Çünkü savaşın acı yüzünü anlatırken her adımda çekilen her türlü acıyı kaybedenlerin tarafından anlatan ilk isim." Goya'nın kuşağı için öncü olduğunu söyleyen serginin küratörü Oropesa, "Kuralları kırıp daha yeni teknikleri ilk defa kullanan ressam. Böylece sürrealizmin ve dışavurumculuğun öncüsü, modern sanatın babası da diyebiliriz " diyor. 

SAVAŞIN FELAKETLERİ SERİSİNDEN NE BÜYÜK BİR DEĞER: Gravürde savaş meydanında cesetlerin ve yaralıların üstüne basarak topu ateşlemeye çalışan bir İspanyol kadını yer alıyo

SAVAŞIN FELAKETLERİ SERİSİNDEN HAKLI MI HAKSIZ MI?
İspanyol Halkı'nın Fransız Ordusu'yla yüz yüze geldiği anı anlatan Haklı mı Haksız mı? adlı gravür.


Goya saray ressamı olduğu dönemde IV. Carlos ve Kraliçe Maria Luisa'yı da resmetmiş.

19 Nisan 2012 Perşembe

MEHTER İ TANIYALIM ( MEHTERAN NEDİR ?)


Mehter, Osmanlı Yeniçeri Askeri Bandosu dünyanın en eski askeri bandosudur. Farsçadaki "mihter" kelimesinden türemiştir.
İslamiyetten önceki Türk devletlerinde, küçük değişikliklerle yer almıştır. Yeniçerilerin olduğu gibi Mehteranın da Piri Hacı Bektaşi Veli olup, her icraattan önce mutlaka Peygamber, Ali ve Hacı Bektaşi Veli adına dua okunması ve marşlarda adlarının zikredilmesi gelenektendir.
Üç önemli sembol yer alır; ocaksancak ve zafer.
Osmanlı mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli, üflemeli, kösdavulnakkare, zil ve çevgân gibi vurmalı ya da çarpmalı çalgılar yer almıştı. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanakarak mehterin kaç katlı olduğu belirlenirdi.
Osmanlılar'da, askerî musukiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir.
1826 yılında Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri, Ahi ve Bektaşi Ocaklarıyla birlite kapatılmış ve 1908 yılında Enver Paşa tarafından yeniden açılmıştır.

Mehterin Kuruluşu

Yeniçeri ocağının bir parçası Olan Mehterin , hangi tarihte kurulduğu kesin olarak tespit edilememekle birlikte bunun, 14. yüzyılda I. Murat (Hüdavendigar) döneminde Çandarlı Kara Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ocak halinde kurulduğu söylenebilir.[kaynak belirtilmeli] Bazı kaynaklarda bu kuruluşun 1365 yılında olduğu söyleniyorsa da büyük bir ihtimalle bunun 1362 yılında olduğudur. Özelikle Orhan Gazi’nin Alevî-Bektaşilikle ilgilendiği bilinmektedir. Orhan Gazi yeniçeri teşkilâtı kurulacağı zaman Hacı Bektaş dergahına gelir. Yeni kuracağı yeniçeri ocağı icin dua ister. Hacı bektaş, Pir'i de Bunların adı yeni asker Yeniçeri olsun diyerek Cenabı Hak yüreklerini ak, pazularını kuvvetli, kılıçlarını keskin, oklarını tehlikeli, kendilerini daima galip buyursun diye dua eder. O yüzden yeniçeri ocaklarına Ocak-ı Bektaş-î-yân , kendilerine Taifei Bektaş-î-yân, Güruh Bektaşiye, Zümre-i Bektaşiye gibi isimler vermişlerdir. Osmanlı Devleti, devşirme denilen Hıristiyan çocuklarından oluşturduğu orduyu Hacı Bektaş-ı Veli'nin düşüncelerinden yararlanarak eğitti ve şekillendirdi. Yeniçeri Ordusu denilen bu ordunun ve bağlısı Mehteranın başında bulunan ağa da Bektaşî idi. Bu ordu, 1826 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin birinci gücü olmuştur. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş'a geliyor, Dergah Avlusu'nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evlâdı’ndan postnişi olan zatın da katılması ile:
"Mü’miniz Kalû-Beli’den beri... Hakkın Birliğine eyledik ikrar... Bu yolda vermişiz seri... Nebimiz vardır Ahmed-i Muhtar... La Yezal mestaneleriz... Nur-ı ilahide pervaneleriz... Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile... On iki imam Pir-i tarikat cümlesine dedik beli... Üçler, beşler, yediler... Nur-ı Nebi Kerem-i Ali, Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli... Demine devranına Hü diyelim Hü!"
diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı. O tarihlerde yaşayan kişilerden aktarılan bilgilere göre Yeniçeriler'in gür sesi Hacı Bektaş-ı Veli’ın her tarafından duyuluyordu. Bir yeniçeri gülbengi (duası) daha:
"Allah Allah İllallah, baş üryan, göğüs kalkan, dide al kan, sine püryan;Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran;
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan, kulluğumuz, padişaha ayan;
Sayılmayız parmakla, tükenmeyiz kırmakla;
Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar Nur-û Nebi, Kerem-î Âli, Hacı Bektaş-ı Veli;
Dem-ü, devranına hü diyelim, Hüüüüüüü."
Mehter teşkilatının başında devletin Emiri Alem denen bir memuriyet makamı vardı.Mehterhane ve onun başı olan mehterbaşı ona bağlı idi.Bütün mehter teşkilatının başı olan Emri Alem Mehter bölüklerine yapılacak teyinleri tastik etmek, Elçi kabul törenlerinde hazır bulunmak, Sancak beyliğine tayin edilen kimseye yeni sancak iletmek ve göndermek gibi selahiyetlere sahipti.
Mehter teşkilatına iki türlü mehterhane (mızıka takımı) bağlı idi
  1. Tabi-ü Alem yani Çalgıcı Mehter (Yeniçeri Ocağına bağlı)
  2. Esnaf Mehteri (Ahi Ocaklarına bağlı).
Tabi-ü Alem mehteri Saltanat sancaklarını korumaya memur edilen Alemdarlar ile Mehterhaneden meydana gelmiştir.
En başta gelen mehter takımı padişahınki idi. Bu mehtere tabi-ü Alem Hassa adını taşıyordu. Sonra Veziri Azam, kubbe vezirleri, defterdar, reisülküttap, beylerbeyi, sancakbeyleri ile Türkmen beylerinin mehterhaneleri var idi. Bektaşi geleneği olarak hep tek katlı mehter kurulmuştur. Padişah ve Veziriazama ait olanlar dokuz katlıydı.

Mehterin Batı Müziğine Etkisi

Mehterler mükemmel peşrevler çalardı. Alay düzen peşerevi,At Peşrevi,Hünkar Peşrevi,Elçi Peşrevi bunlardandı.Göç borusu,Benefşei-zar, Şükufei-Zar gibi askeri bestelerimiz ve Cengi Harb gibi hücum havalarımız vardı..Batı müzüginin şahaserlerini yazmış olan Mozart,Bizet gibi besteciler mehter muziğinin etkisinde kalarak Türk Tarzında (Ala Turka) denilen besteler yapmışlardır.. Bunlara Mozartın Türk Marşını, Bizert'in Arieziyen süitini örnek verebiliriz.Batı orkestraları zilleri bizim mehterden almışlardır.
Hindistandaki Türkmen beyleri de bizim mehtere benzer takımlar kurmuşlardır.

Mehterin Kapatılması

1826 yılında yeniçeri Ocağı ,bağlısı Mehter ve Ahi Ocakları kapatıldı ve Yeniçeriler kıyımdan geçirildi. 1826 tarihi ayni zamanda Osmanlı topraklarında Bektaşi-Aleviliğin yasaklanmasının da tarihidir.
Bu ocağın kuruluş sebebi, mevcud askerin azlığına rağmen, fetihlerin çoğalıp sınırların genişlemesi ve eldeki askerin de bu sınırları koruyamaz duruma gelme endişesi idi. Halbuki hem Rumeli’yi elde tutabilmek hem de yeni fetihlerde bulunabilmek için devamlı ve hükümdarın emir komutası altında bir askerî birliğe ihtiyaç vardı. Benzer teşkilatlar, yani esirlerden istifade etme sistemi, daha önceki Türk devletlerinde de vardı. Bu mânada Osmanlıların, Selçuklular ile Memlukluları örnek aldıkları anlaşılmaktadır.Yeniçeriliğin ilk kuruluşunda, orduya bin kadar yeniçeri alınmıştı. Bunların her yüz kişisine komutan olarak daha önce Türklerden meydana getirilen yaya askeri usûlüne uygun olarak bir "Yayabaşı" tayin edilmiştir.

Mehterin Yeniden Kuruluşu

Mehterhane 1826 da kaldırılarak yerine avrupai bandolar kuruldu ve maalesef repertuarı kaybolup gitti.Sonradan 1914 yılında Türkçülük cereyanının kuvvetlenmesi üzerine Enver Paşa'nın emriyle Mehteran-ı Hakaniye adıyla yeniden kuruldu ve askeri müzeye bağlandı.

Bilinen besteciler

16. yy. 

  • Nefirî Behram
  • Emir-i Hac
  • Hasan Can
  • II. Gazi Giray
  • Şah kulu
  • Mehmet Paşa

17. yy. 

  • Zurnazen Edirneli daî Ahmed Çelebi
  • Zurnazenbaşı İbrahim Ağa
  • Hammalî
  • Çenkî İbrahim Ağa
  • Edirneli Mehmed Çelebi
  • Eyyubî Mehmed Çelebi
  • Derviş Mehmed Çelebi
  • Solakzade Mehmed Hemdemî
  • Acemiler (Acemi oğlanlar)
  • Kazaklar (İstanbul'a Rusya'dan gelen göçmenler)

18. yy. 

  • Hızır Ağa
  • Müstakim Ağa
  • Mehterbaşı Ağa (adı bilinmiyor)
  • Şah Murad "Sultan IV. Murad"
  • Kemanî Hızır Ağa
  • Çok sayıda adı bilinmeyen bestekar

Kaynaklar 

Dış bağlantılar 

Wikisource-logo.svg
Vikikaynak'ta bu konuyla ilgili metin bulabilirsiniz.
Mehter marşları

18 Nisan 2012 Çarşamba

TÜRKLER NEDEN GÖK YELELİ BOZKURT'U SEMBOL OLARAK SEÇTİ?




Cenabı Allah bütün varlıkları yaratırken farklı özeliklerle yaratmıştır.

Ruslar ayıyı, İngilizler aslanı, Amerikalılar kartalı, İspanyollar boğayı milli sembol saymışlar.

Biz? Neden başka bir hayvan değil de Gök yeleli Bozkurt'u sembol edindik?

Bozkurt'un özelliklerini temel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür:

1 - Bozkurtlar atasına bağlıdır; Bozkurt sürüsünden ayrılan bir erkek bozkurt karşılaştığı bir kara kurt sürüsüne girer.
Girdiği sürünün liderliğini alır;

2 - Bozkurt özgürlüğüne düşkündür. Dünyada evcilleştirilememiş tek hayvan olma unvanı Orta Asya bozkurtlarındadır.

Hayvan yakalandığında tüm hayvanların aksine gırtlak kısmında bulunan öd denen keseyi parçalar ve intihar eder.

Bozkurt esareti kabul etmeyen bir varlıktır.

Bozkurt'un boynuna tasma takıp bir kafese koyamazsınız. Bozkurt ölümü kabul eder kendisini parçalar ve intihar eder.

3 - Bir bozkurt sadece yiyeceği kadarını avlar ve yavrusu olan bir hayvana saldırmaz, avlamaz.

Bozkurt leş eti yemez.
Kendi avını kendisi avlar.
Başka hayvanların avladığı leşi yemez.

4 - Bozkurtlar eşlerini kıskanırlar.

Bozkurt dişisi asla bir kara kurtla çiftleşmez.
Bozkurt yaşamından tek eş seçer.
Eşi ölmeden başka eş aramaz.

5 - Bozkurt sürüsü sağdan ve soldan giden öncüler, akabinde de göbekten gelen ana kuvvetle saldırırlar düşmanına.

Bozkurt cesaretli ve ölümüne mücadele eden bir yapıya sahiptir esareti kabul etmez.

6 - Bozkurtların bir lideri vardır ve sürü o liderin emrinden çıkmaz.

Bozkurt liderine bağlıdır, dinlenme anında da lideri etrafında koruma tedbirleri alır.

Bozkurtlar avlamaları, toplu yaşama kurallarına uyma vb. açılardan bir sistem içerisindedirler, yani asildirler.

7 - Bozkurtlar teşkilat halinde bir yaşam sürerler.

Bozkurt ekip çalışması yapar ve Hürriyetine son derece düşkündür.

8 - Karda yürüyen 40 bireylik bir Bozkurt grubunu takip etseniz ancak, beş, altı ayak izi görebilirsiniz, o kadar dikkatli ve organizedirler, çünkü grup önde giden lider bozkurt'un ayak izlerine basarak ilerler.

Bozkurtlar asla organizesiz ve plansız hareket etmez, avlanmazlar.

9 - Bozkurtlarda bir yavrunun hem annesi, hem de babası ölse dahi yavru hayatta kalır.

Bozkurtlarda grup hiyerarşisi buna müsaade etmez.
Diğer grup üyeleri yavruyu evlat edinir ve kendi yavruları gibi büyütürler.

10 -Bizim sembolümüz, Gök yeleli bozkurttur; yani "GÖKBÖRÜ" .
Bu kurt türü sadece Orta Asya dolaylarında yaşamaktadır.
Türk milleti Bozkurt'u bu taşıdığı özelliklerden dolayı kendine sembol edinmiştir.

11- Türk milleti asırlarca bozkurt'laşan şahsiyetler yetiştirmiştir.

Bozkurt bu nedenle tarihimiz içinde bayrak olarak da kullanılmıştır.